IMG_3211.JPG

Renkli sanatçı Havva Marta, Gama Art Galeri’de sergilenmekte olan “Tanrıçalar” (Goddeses) adlı yeni sergisi ile ilgili Octopodart’a detaylı anlatım ve açıklamalarda bulundu.

“ Büyük Tanrıça Mitleri tüm canlılara karşı merhamet duymayı öğretir .İşte orada, yeryüzünün gerçek kutsallığını takdir etmeyi öğrenirsiniz, çünkü yeryüzü Tanrıçanın bedenidir.”
Sanat bir haberleşmedir, ve duyarlıkla birlikte gitmesine rağmen değer duygularının haberleşmesi olmaması için sebep yoktur.

IMG_3210.JPG

Tanrıça figürüne ,Ana Tanrıça’ ya toprak anaya duyulan saygıya ne oldu ?
Kadının gücüyle toprağın gücü aynıdır .Bedenlere hayat veren ve onları besleyen enerjinin kişileşmiş hali dişidir. Avrupa’da paleotik döneme ait dişi tanrıça figürleri (Willendorf Venüsü ) var, ama erkek gücünün simgeleri ise boğa ,erkek domuz ,keçi gibi hayvanlarla simgeleniyor ve Tanrıça görselleştirilen tek ilahtı .Batı kültürünün doğuşunun temeli, büyük nehir vadilerinde gerçekleşmiştir. Nil, Dicle-Fırat ,Indus, Ganj nehirleri birer Tanrıça dünyasıydı .Sami halkının Ana Tanrıça sistemlerinin dünyasını istila etmesiyle, erkek egemen mitolojiler baskın hale geldi. Ana Tanrıça çok çok eskilerdeki bir Büyükanne Tanrıça haline geldi .Anaerkil toplum M.Ö.1750 ‘ lerde bitiyor ,günümüzde Tanrıça ruhu beş bin senedir sürgünde…Gücü elinde tutmak amacıyla imge baskın erkek figürünün eline geçti. Kadınları korumak erkeğin göreviydi ve ataerkil düşünce buradan ortaya çıktı. Mitolojilerdeki tüm simgeler size gönderme yapıyor aslında. İnsan kendisini (ve dünyasını) öykülendirerek şekillendirir. Psiko -mitoloji, insana ait tüm öyküleri içine alır, kültürüdür.
Antik çağdan bu yana ana tanrıçaların hepsi bolluk, bereket ve üretkenliğin sembolü oldular. Yeryüzünün Hanımı güçlü, gizemli, üretken kadın anaerkil toplumların mitolojilerinde farklı adlarla karşımıza çıktı. Anaerkil toplum yapısı babaerkil toplum yapısına yerini bırakınca çağların ataerkil kültürü içinde kadının tanrıçalarla varolan ,anlatılan özellikleri unutturulmaya çalışıldı.
TANRIÇALAR serimde farklı mitolojilerde farklı adlarla var olan “Tanrıçaları” temsil ettikleri annelik, bereket, aşk, güzellik ,üretkenlik, koruyuculuk ,kutsallık ve bir çok özellikleriyle kadının geçmişte ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak ve günümüzdeki yerini bu kıyaslama ile sorgulatmak ,düşündürtmek amacım… Hathor ,Kybele, İnanna ,İştar, Afrodit, Venüs aslında aynı ,güçlü, büyüleyici, gizemli kadının farklı adları…
Gama Gallery ‘de 8 Nisan/6 Mayıs 2017 tarihleri arasında sergilenen çalışmalarımdaki “Tanrıçalar” kadının tüm özelliklerini kendi mitolojileri içerisinde en güçlü ortaya koyan tanrıçalar…
PACHAMAMA :And Dağları’nın yerli halklarının inandığı tanrıça “Dünya Ana “ dır. Dünya veya toprak, geniş anlamıyla kozmos veya evrendir .İnka halkı Toprak Tanrıçası Pachamama’ ya ve Güneş Tanrısı İntu’ ya tapıyorlardı.
AMATERASU: Cennetin yöneticisi olan tanrıça, cennette ışıldayan, gökyüzünü aydınlatan anlamındadır .Japon İmparatorluk ailesi Güneş Tanrıçası’ nın soyundan geldiğini ileri sürer. Şintoizm’de birbirine eşit güçte olan tanrıların üstünde bulunan tek tanrıçadır.
UMAY ANA: Bütün Türk Kavimleri Umay’ı ; iyilik tanrıçası, Ana Tanrıça ve Hayat Tanrıçası kabul ederler .Kadim Türk Mitolojisi’ nde ailenin ve çocukların koruyucusu “Tanrının Hanımı” diye anılan Umay’ dır. Orhon Yazıtları’ nda adı geçen Umay, gümüş uzun saçlı, beyaz elbiseli, başında üç boynuzlu taç olan ay şeklinde gösterilmiştir. Orta yaşlı kuş kılığına bürünebilen, kanatlı,yaşam ağacının sahibi ve yeryüzüne bereket dağıtır. Umay imgesine diğer halklarının mitolojisinde de rastlanır .Hint Mitolojisi’ nde Umay’a yakın Uma (Ana İlahe)adı geçmektedir. Sümerler’de de “Hamma” adı geçmektedir.
HATHOR: Mısır Mitolojisi’ nde en önemli tanrıça ve yaratıcı Ra’ nın kızıdır. Bazı figürlerinde memelerinden süt akan ilahi bir inek olarak çizilir .Anneliğin Tanrıçası’ dır. Aşk ,müzik, yakında olacak doğumun müjdecisi ,çöl bölgelerinin koruyucusu, neşe ve dans tanrıçası olarakta kabul edilir.
KYBELE: (Magna Mater: Tanrıların Anası)Anadolu kökenli ana tanrıçadır .Bir çok kültürde farklı isimlerle yer alır. Yunan anakarasında Rhea, roma dönemi mısır kültüründe İsis, doğurganlık ve bereket ile adlandırılan Efes Artemis’i (İyon Kybele’si)belli başlı ana tanrıça figürleridir. Anadolu’da Friglerde bereket ve çoğalmanın sembolü olmuştur. Yunan Mitolojisi’ nde Artemis, Roma Mitolojisi’ nde Diana adını almıştır. Doğayı, bereketi, toprağı ,canlılığı, verimliliği temsil eder. Hem ana hem bakiredir. Bu nedenle ayrımsız tüm tanrıların anasıdır. Yaşamında ,yaşamı doğuran ölümün de kraliçesidir .Kültün yayıldığı her yerde “Kara Hanım “ dır. Simgesi kara bir göktaşıdır.
WİLLENDORF VENÜSÜ: Modern insanın atası kabul edilen ve Homo Sapiens’ lerin yaşadığı ve insanlık tarihinin %99’u gibi büyük bir bölümü kapsayan paleotik dönemde Ana Tanrıça kültünün ilk örneklerindendir. Doğanın, bereket ve yaşamın doğuşunu simgelediği düşünülen “Venüs” heykelciğidir.
İNANNA: Sümerlerin ilk dönemlerinde anaerkillik vardı ve tanrıçalar çok fazlaydı. Yavaş yavaş onların yerine tanrılar geçmiştir. Sadece aşk, bereket, savaş ve bilgelik tanrıçası İnanna ’ yı kültürlerinden atamamışlardır. Sembolü 8 köşeli yıldız ve rozettir, iki aslanın arasında resmedilir. Akad’ larda İştar adını almıştır.
LİLİTH: Asırlarca süren, babaerkil sistemdeki erkeğin konumu ile kadınların eşit haklara sahip olma isteklerini temel alan cinsiyetler arası savaşın aynadaki görüntüsüdür. Erkek düzenine boyun eğmeyen , özgür ,kişiliğinden taviz vermeyen kadının mitolojideki kişileşmiş halidir Lilith… Saçları yılana benzetilir. Yılan hayvanlar içinde kadın ile sembolleştirilen bilge hayvandır. Deri değiştirmesi ile ölümsüzdür. Şifacılığın sembollerindendir. İlk izlerine M.Ö.3000’de Sümer Uygarlığı’ nda rastlanır. Sümer, Babil ve Pers Mitolojilerinde yılan, baykuş sembolleriyle anılır .Kadının anaerkil dönemdeki halini sembolize eder, dişil gurur ve feminizmin sembolü olmuştur.
Mitoslarda başlangıçta erkek için uygun bir eş olmayan kadın, erkeğin başvurduğu özel yöntemler sayesinde ilgisiz, başına buyruk(Katawishi Mitosu)kadının yerine erkeklerin yanında ,himayesinde, razı kadınlar düzen içinde yasalarla desteklenerek kurgusal kimlikler oluşturuldu.

IMG_2858.JPG

Mitsiz yaşamak ,öyküsü olmadan yaşamak mümkün müdür?
Bir “bütün” olarak insan ve insan olma serüveninde tekrar mitlerin bir ihtiyaç olduğunu görmeli ve modern insanın tanrıçalarda varolan ve anlatılan özelliklerinin tekrar hatırlaması dileğiyle…